Bizimle iletişime geçin

ABDULKADİR SEVİNDİK

BODRUM KALESİ’NİN SURLARINI DA RUHUNU DA RAHAT BIRAKIN…

Yayınlanan

açık

kent BODRUM KALESİ’NİN SURLARINI DA RUHUNU DA RAHAT BIRAKIN… bodrum kalesinin surlar  n  da ruhunuda rahat b  rak  n

Bodrum Kalesi’nin restorasyon-restitüsyon projesi,  gündeme düştüğü andan itibaren, sapla saman, tozla duman birbirine karıştı.

Yaklaşık 3 aydır gündemde olan konuyu, gazeteciliğimin yanı sıra, Bodrum Kent Konseyi’ndeki Yürütme Kurulu üyeliğim nedeniyle, daha da dikkatle izliyorum.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, Bodrum Belediyesi’ne ‘Bodrum Kalesi Restorasyon-Restitüsyon projesi ulaştı. Projenin bir kopyasının, imardan sorumlu başkan yardımcı Taner Uslu tarafından Mimarlar Odasına’na teslim edilmesiyle, gündeme sertçe giriş yapan proje, git gide bilimsel bir tartışma ortamından çıkarak, her türlü hesabın içinde olduğu bir hal aldı.

Durum Bodrum kamuoyu tarafından tam da anlaşılmadan, hazırda bekleyen algı operasyonları yerini yüksek hızla aldı.

Neler söylendi, neler söylendi ki bildiğiniz gibi değil…

Hükümet Bodrum operasyonunu başlattı…

AK Parti Bodrum’u cezalandırılıyor…

Çarşı esnafı bitecek…

Seçim sonuçlarının intikamı bu…

Bu işi neden gizli yapıp, oldu-bittiye getirdiler…

Arka taraftan yandaşlarına ihale veriyorlardan tutunda, kaleyi yıkacaklar dedikodusuna kadar vardı iş…

***

Bodrum Kalesi’nin surlarının, sergi binalarının, depoların, teknik çalışma alanlarının başta olmak üzere onlarca acil ihtiyacı varken ve bunlara çözüm bulmak için bir proje ortadayken, bilgisizlikten, eksik bilgiden oluşan dedikodulardan geçilmez bir hal aldı durum.

Yaklaşık 36 milyon lira olan proje bedelinin nasıl paylaşılmış olabileceğine kadar detay dedikodular yapıldı.

Mimarlar, arkeologlar, STK’lar, siyasiler, yerel yöneticiler, kısacası konuya ilgi duyan hemen herkes tartışmanın tribünlerinde yerini aldı. Neden tribün dedim diye sorarsanız. İstisnai insanlar hariç, hemen herkes taraftar moduna geçti de ondan.

Bodrum Kalesi’ni bakım-onarımı konusundaki bilgi eksikliği ortadayken, konunun kendini doğal muhatabı gören Bodrum Mimarlar Odası, elde ettiği projenin hızla teknik çizimlerini yapıp, projedeki cam uygulamalarını da kırmızıya boyayıp, basın toplantısıyla paylaşınca ortalık tam karıştı…

Konuya aynı anda vakıf olan Bodrum Kent Konseyi’nin bilgi sahibi olmadan bu açıklamayı yapmayalım, uyarılarını kulak tıkayarak yapılan basın toplantısı, kafaları daha da karıştırmaktan öteye gitmedi. Daha sonra, yapılan çizimdeki bazı bölümlerin hatalı ve eksik olduğu da ortaya çıktı zaten.

Konunun tartışıldığı Bodrum Kent Konseyi toplantısında çizilen projede ‘kırmızı’ ile işaretlenen yerlerin betonarme bina çıkıntısı olduğunu zanneden arkadaşlarımız bile oldu.

Ayrıca 3 metrenin üzerinde olacak denilen yeni bina çıkmasının, 20 cm olduğu da başka bir gerçekti. Bu çıkıntı üstelik camdı. Yani görünmesi imkansızdı…

Algıyı montajlamak kolay. Ortadan kaldırmak zordu…

***

Konunun tam da göbeğinde olan Bodrum Kent Konseyi, göstermesi gereken hassasiyeti fazlasıyla gösterdi. Konseyin hassasiyeti, bazı bileşenleri tarafından eleştiri konusu bile oldu. Yavaş kalıyorsunuz, açıklama konusunda diye…

Bodrum’un birçok dinamiğini hızla bir araya getirmek kolay iş değil. Kent Konseyi, konuya vakıf olabilmek için; Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, Prof Dr.Arkeolog Adnan Diler, Bodrum Müzesi Müdürü Tayfun Şelçuk, Bodrum Mimarlar Odası, Eski müze çalışanları, bazı mimarlar ve arkeologlar ile yüz yüze görüşmeler yaptı. Bodrum Kalesi’ni uzmanlarla gezdi. Sık aralıklarla defalarca konsey bünyesinde toplantılar düzenledi.

Niye yaptı ki tüm bu değerlendirmeleri, çalışmaları Bodrum Kent Konseyi?

Herhangi bir algıya maruz kalmamak için…

Kentin en tepesindeki STK’nın aklı, bilimden ve bilgiden yana olmalıdır. Oldu da…

Ne yaptı etti, konunun 1. Dereceden muhatapları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Restorasyon Daire Başkanlığına ulaşıp, tüm Bodrum’u kapsayan bir toplantı düzenledi.

Toplantıda; Daire Başkanı, proje müellifi,  il bazındaki tüm resmi kurum muhatapları yerini aldı. Soruların ve cevapların alkışlandığı, adeta bir tribün şovun yaşandığı toplantıda neler olmadı ki?.

İstisnalar hariç hemen herkes, toplumdaki var olma pozisyonuna göre, adeta karşıtlık politikaları oluşturarak, aklına ne geldiyse itiraz etti, yüklendi.

Gelen ekip, yargılanacaksınız tehditleriyle bile karşılaştı. Ama her soruya, her detaya sabırla cevap verdi. Yeri geldi bu durumu öngöremedik telafi ederiz diyerek, özür diledi.

Bilim Kurulu oluşturduk, ihtiyaç olursa projeyi revize ederiz dedi.

Bodrum Kent Konseyi’nin belirleyeceği bir kişiyi, bilim kuruluna gözlemci olarak almayı kabul etti.

Kazacağımız yerlerde neyle karşılaşacağımızı bilemiyoruz, belki de projeyi sil baştan yapacağını ifade etti.

Projenin hazırlanma aşamasında, mimarını bulunduran Bodrum Belediyesi’nin ve ilgili STK’ların, Bodrum Kale projesi süreçlerinden haberdar olduğunu ifade etti.

Bugün itibarıyla emekli olan Bodrum Kale personelinin, ilgili tarih aralıklarındaki görev süreleri dahilinde, proje hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtti.

Küsüp, toplantıyı terk etmeye çalışanların yaptıkları davranışlara görmezden geldi.

***

Muhataplar, Bodrum Kalesi’nin siluetinin değişmeyeceğini teknik olarak ispat ettikleri halde; yok Yokuşbaşı’ndan görünür, olmazsa antik tiyatrodan görünür, oda olmazsa ‘drome’dan görünür, hatta gözünün üstünde kaşınız var, duruma kadar gelen eleştirilere tahammül etti.

Konu, inatla yorumlara ve duygulara dayalı olarak; ben olduğu gibi bırakırdım, ben olsaydım şöyle yapardım, ben yaptım sen yıkamazsın, gözümüz alıştı, benim kaleyle duygusal bağım var, kalenin ruhuna dokunamazsınız gibi itirazlara da maruz kaldı.

Diğer yandan bilimsel ve teknik öneriler muhatapları tarafından kayda alındı, not edildi.

Bu arada toplantının gerçekleşmesi için üstün bir performans gösteren, tüm gerginliklere rağmen toplantıyı başarıyla yöneten, Bodrum Kent Konseyi Başkanı Mustafa Demiröz’ü de tebrik ediyorum.

***

Toplantıya gelerek durumu anlamaya çalışan Bodrumlular, zaman zaman yaşananları hayret ve şaşkınlıkla izledi.

Tribünlerden pardon koltuklarından bildiği ve aklına gelen her şeyi yüksek perdeden söyleyenlerden bazılarının, toplantı arasında ve sonrasında proje müellifleriyle yaptığı paylaşımlarda gösterdikleri üslup ve düşünce farkı, akıllara durgunluk verecek nitelikteydi.

Ama olan olmuştu artık…

Bodrum Kent Konseyi bilimsel ve teknik nitelikte bilgiye ulaşmayı başarmıştı. Bunu rahat rahat söyleyebilirim, yazabilirim.

Çünkü, toplantının başında her şeyi reddeden irade, toplantının sonunda restorasyona ‘EVET’, kale içi binaların yenilenmesine ‘HAYIR’ görüşüne ulaştı.

***

Farklı düşüncelere sabretmek, demokrasi gereği. Ama Bodrum’a yapılacak doğru işlere, siyasi karşıtlıklar üzerinden oluşturulan düşüncelerle, tavırlarla, algılarla engel olan düşünceye tahammül etmek mümkün değil.

Bireysel çıkarlarımız söz konusu olduğunda kullandığımız her türlü karşıtlıktan arınmış; aklı, zekayı, bilgiyi, bilimi, tecrübeyi, objektifliği, Bodrum Kalesi’nin restorasyon-restitüsyon projesi içinde göstermek zorunda ve sorumluluğundayız.

Bodrum Kalesi’nin ivedi bir şekilde bakım ve onarıma ihtiyacı var.

Dolayısıyla kalenin surlarının da ruhunun da yakasını bırakım.

Bu konu muhataplarının ve uzmanların işi…

Okumaya devam et
Sponsorlu
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABDULKADİR SEVİNDİK

“YEREL SİYASET ALİ ÖZTÜRK’LE MEYDANA İNDİ”

Yayınlanan

açık

Tarafından

ali öztürk “YEREL SİYASET ALİ ÖZTÜRK’LE MEYDANA İNDİ” abdulkadir sevindik kose yazisi

Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un, 10 Ocak 2017 tarihinde Muğla’nın tüm gazetecilerini Bodrum’a davet ettiği “Çalışan Gazeteciler Günü” toplantısında “Bugünden Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına adayım” ifadesi sonrasında, CHP’de kimin/nereden aday olacağı sorularının ve cevaplarının birbirine girdiği sürecin sonuna yaklaştık.

O günden buyana Kocadon’un, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı adaylık kararın istikrarlı bir şekilde devam ettirmesiyle, CHP’nin Bodrum Belediye Başkan adayları birer birer seçim meydanına inmeye başladı.

Diğer yandan CHP Genel Merkezinin erken aday belirleme kararı da bu durumun önemli etkenlerinden…

Seçime yaklaşık 5 ay kala meydana inen ilk siyasi kimlik, CHP’li Ali Öztürk’ün oldu. Tabiri caizse finalden bir önceki bölüm, Bodrum Belediye Meclis üyesi Ali Öztürk’ün resmi aday adaylığını açıklamasıyla vizyona girdi.

Ali Öztürk, Bodrum siyasetinde şimdiye kadar şahit olmadığımız bir şekilde açıkladı aday adaylığını…

Trafo Kafe’de düzenlediği basın toplantısında “Bodrum Birlikte Yapabiliriz” sloganıyla nereden geldiğini, nerede olduğunu ve hedeflerini anlattı.

Öztürk’ün aday adaylığını açıkladığı basın toplantısı, birçok ilkede sahne oldu…

Yaklaşık 300 kişinin katıldığı genişletilmiş basın toplantısında birçok detay düşünülmüş; Öztürk’ün Trafo’nun kapısında tüm davetlileri karşılaması, sıkmayan barkovizyon gösterisi, toplantının ardından CHP ilçe başkanlığına yürünen güzergahta söylenen marşlar/şarkılar, ilçe konuşmasında ki kucaklayıcı tavrı, toplumun genelinin onayını alarak başkan adaylığı düşüncesindeki kararlılığı, dikkatleri çeken ilklerdendi.

Yaklaşık 5 yıllık Bodrum Belediye Meclis üyeliği sürecinde, tüm meclis üyelerini baz aldığımda da sık sık görüştüğüm birkaç kimlikten biri Ali Öztürk. Meclis toplantılarında Bodrum’un gündemini meşgul eden konularda, karşılaştığımız her noktada hemen diyalog kuran, fikir alan ve dinleyen bir siyasi….

Bodrumlularla da kurduğunu düşündüğüm bu başarılı iletişim dili, 48 maddeden oluşan “Bodrum Birlikte Başarabiliriz” sloganıyla anlatılan projelerine de yansımış Öztürk’ün…

Öztürk’ün Trafo Kafe ve CHP Bodrum İlçe Başkanlığında yaptığı ve birçok başlığı barındıran konuşmasında “Siz gönlünüzü verin, biz gecemizi gündüzümüzü verelim. Siz el verin, biz emeğimizi verelim. Siz bir kişi gelin, biz bin kişi yürüyelim.” mesajları partilileri ve vatandaşları heyecanlandırdı.

Bu söylem bana “Demokratik katılım – Hemşerilik bilinci – Çok ortaklı yönetişim” bilinciyle çalışmaya çalışan Bodrum Kent Konseyini hatırlattı.

Bir saatlik toplantıda ısrarla vurgulanan  “kenti, kentle birlikte yönetmeye adayım” oldu.

Bu ve buna benzer çok detay var, Öztürk’ün yaklaşık bir saat içerisinde paylaştıklarında. Öztürk, eğitimiyle, iletişim diliyle, sosyal bakış açılarıyla aday olma yetkinliğine sahip bir siyasetçi bence. Birçok projesini Bodrum halkı gördü ve izledi süreç içerisinde…

Bodrumlu kaç yüzü olduğunu bilemediği “politikacıları” değil, sorunlara hakim, çözümleri üretme yetkinliğine sahip, projeleriyle geleceği başarıyla planlayabilen ve yöneten “siyasetçileri” istiyor yaşamında…

Bu açıdan bakıldığında daha aday adaylığı sürecinde, Öztürk’ün evvelki gün yaptığı genişletilmiş basın toplantısında ortaya koyduğu performans ve çıtanın yüksekliği, Bodrumlular ve aday olacak diğer siyasi kimlikler için dikkate alınması gereken bir gelişmedir.

Bodrum’a başkan kim olacak bugünden bilmek, tahmin etmek zor. Ama Öztürk’ün performansı ile Bodrum’u yönetmeye aday siyasilerden beklentilerimiz daha da yükseldi…

Okumaya devam et

ABDULKADİR SEVİNDİK

Abdulkadir Sevindik yazdı… “İYİ NİYET SÜPER LİGE YETMEZ”

Yayınlanan

açık

Tarafından

hentbol Abdulkadir Sevindik yazdı… “İYİ NİYET SÜPER LİGE YETMEZ” abdulkadir sevindik kose yazisi

Yaklaşık 10 yıl önce Arena Spor ve Gezi Dergisi ile takip etmeye başladığım Bodrum spor gündeminin içinde birçok gelişmeyi ve olayı, izledim, gözlemledim, şahit oldum.

Bunların içerisinde Yalıkavak Spor Kulübü’nün bünyesinde faaliyet gösteren ve kasabanın tek hentbol takımı olan kadın hentbol takımı da var.

Özellikle son iki yılda yakaladığı başarı ivmesiyle Bodrumlu sporseverlerin dikkatini ve ilgisini çeken, şimdilerde ise içine girdiği süper lig kabının şeklini almakla ilgili sıkıntı yaşayan, Yalıkavaspor kadın hentbol takımı sancılı günler yaşıyor.

2.Ligde kendi altyapı sporcularıyla 1.Ligde takviye sporcularla mücadele ederek süper lige çıkmayı başaran Yalıkavakspor’un yeni kadrosu süper lige kısa kaldı.

Geriye dönük basamaklarda yeterli olan sporcu altyapısı ve tercihleri maalesef ki, süper ligde yetersiz kalacak sinyallerini veriyor.

Diğer taraftan teknik ekibi oluşturan Gökhan Ceyhan ve Mehmet Deniz’in süper ligi ve maçları okurken ki  eksiklikleri, sıkıntı sürecin önemli nedenleri arasında…

Ortalama oyuncularla ve bütçelerle üst liglerde tutunabilmek, yetkin teknik insanlarla mümkün olur. Bu durum tespitleri ne Gökhan Hoca nede Mehmet Hoca için bir eleştiri aracı değil. Bu iki teknik insanın ortaya koydukları performansla Yalıkavakspor kadın hentbol takımı ‘Türkiye Kadınlar Süper Ligi’nde mücadele etme hakkı kazanmıştır.

Ama ne yazık ki iyi niyet ve eldeki imkanları en verimli şekilde kullanarak başarabilme umudu, sporun tepe liglerinde mücadele etmeye yetmez.

Benim öncelikle dikkat çekmek istediğim ve acilen çözülmesi gerektiğine inandığım konu; süper ligi kaldıracak tecrübeye, teknik bilgiye ve entegrasyona sahip olan bir spor insanıyla çalışmak gerekliliğidir.

Bodrum gibi kasabalarda yaşanan bu tip sportif başarılar, bazı duyarlı kimliklerin ortaya koyduğu maddi-manevi performans ve özverilerle oluşur. Kimlikler etkinliğini kaybettiğinde ise tüm kazanımlar tepeüstü geldiği yere kadar düşer.

Yalıkavakspor hentbol şubesi bu kaderi yaşayan bir takım olmak istemiyorsa; öncelikle teknik insan sorununu çözüp, sonrasında kulübün finansmanına kalıcı ve devamlılığı olan kaynaklar üretmelidir.

Kulübün hentboldaki başarısı Bodrum’un sınırlarını aşmıştır. Son dönemde ulaşılan bu başarıyı yatayda seyrettirmek veya daha yukarıya tırmandırmak için yerel bakış açıları, iyi niyetli açıklamalar yeterli olamayacaktır.

Bu durumu kabul edip, buna göre davranmak gerekirken; duygusal duruşlar, açıklamalar, serzenişler, şişi de kebabı da yakmayalım durumları, takımı bu noktaya getirirken harcanan emeğin tamamına ihanet olur, düşüncesindeyim.

Son söz: Yalıkavakspor Başkanı Mehmet Esen ve yönetim kurulunun alacağı kararlar omuzlarındaki yükü ağırlaştıran değil, hafifleten kararlar olmalı…

Okumaya devam et

ABDULKADİR SEVİNDİK

TASFİYE SİYASETİ…

Yayınlanan

açık

Tarafından

siyaset TASFİYE SİYASETİ… abdulkadir sevindik tasfiye siyaseti arenabodrumhaber

Dünya, tüm insanlığın çıkarlarını ilgilendiren konularda ciddi sıkıntılar yaşıyor…

Bu konuların başında da siyaset geliyor. Hedefi toplumsal fayda yaratmak olan, devletin-kamunun işlerini düzenleyen ve yürüten sisteme, görüş ve anlayışa, yetkin insan bulmak zor zanaat…

Tarif etmekte zorlandığımız siyaset, insanlığın geleceğiyle uzaktan yakından ilgili değil.

Mecrasından çıkmış olan siyaset, Dünya’da doğa ve emek-sermaye marifetiyle oluşan katma değerin, adeta güç odaklarına transferini sağlamak için var olur hale gelmiş.

Durum vahim. Son ABD seçimlerinde yapılan bir ankette, devleti kim yönetsin sorusunun cevap şıklarından biri olan, global bir iletişim şirketinin %30 oy alması oldukça düşündürücü.

Bu siyasetin-siyasetçinin toplumdaki rolünü, ne kadar hızlı bir şekilde kaybettiğinin önemli bir göstergesi olsa gerek.

Tabii ki başarılı istisnaları da var siyasetin. Ama istatistikleri yerinden oynatmıyor.

***

Yereldeki tablo da, yukarıdaki gerçeklerden çok uzak değil…

Geçmişte  Bodrum yerel siyasetine yön veren, etki eden yapılara ve olaylara bakıldığında hizmet, statükocu yapının dizayn ettiği ilişkilerle yürümüş ve yürüyor.

Zincirler oluşturulmuş, halkaları birbirine çok sıkı bağlı. Bu yapılar o kadar başarılı çalışıyor ki, yeni açılımların, yeni projelerin yaşam bulması, toplumsal fayda yaratması mucizelere dayalı.

Onlarca problemi var Bodrum’un. Umudumuz idare edilen değil, yaşayanların yönettiği Bodrum…

Korkumuz, Bodrum’u da şu holding yönetsin korkusu…

***

Tedirginiz…

Ülkenin kaderine yön veren siyasi kurumların yerel yönetimlerini belirleme şeklinin demokrasiden ve yetkinlik ilkesinden gitgide uzaklaşmasından…

Bodrum’un yönetime talip olan parti yerel yönetimlerin, aday ve yönetici belirleme yöntemlerinin Ankara’yı aratır nitelikte olmasından…

***

Bodrum’da, zaman içerisinde siyasi varlığını ifade ederken projelerini ve düşüncelerini ortaya koyan bir profil hatırlamakta zorlanıyorum.

Gerçekleşme oranı düşük yüzdelerde kalan, 5 yılda bir raflardan inerek tekrarlanan seçim projeleri tenzil ediyorum…

Siyasi etkinliğini ve yetkinliğini ifade ederken; şu kadar insanın elini sıktım, elini sıktığım herkes beni destekler, bu kadar üyem ve delegem var, şunun adamıyım, bu ailedenim gibi falanı filanı söyleyene çok rastladım.

Değerlendirmeler; 

Yerel mi?, Varlıklı mı?, Aidiyet durumu (içinde bulunduğu cemiyetler, cemaatler, STK’lar), İl ve Ankara ilişkileri, Sandıktan çıktı mı? (nerede ve niçin bulunduğunun farkında olmayan parti üye-delege tercihleri) gibi konularda yoğunlaşırken,

Eğitimi, Referansları ve birikimi, Talip olduğu yerde hizmet edeceği konularla ilgili projeleri, Yaşadığı bölgenin sorunlarına hakimiyeti gibi kriterler kapı ardında kalır nitelikte…

Bu mudur siyaset yapmak?

Birde had meselesi var. Siyaset sahnesine çıkan adayların, ben siyaset üretmeye uygun bir profil miyim? Bu konuya yetkin miyim? Sosyolojik-ekonomik konumum siyaset yapmama uygun mu? gibi sorulara cevap vermesini bir kenara bırak, sorular aklına bile gelmiyor.

Had deyince aklıma Ömer Aras geldi. Bodrum’a yaptıklarıyla damgasını vuran Aras, gazeteci/yazar Selda Öztürk’e verdiği son röportajında “Bu hayat size ne öğretti” sorusuna verdiği “Haddimi bilmeyi” cevabı geldi aklıma…

Rahmetle anıyorum Ömer Aras’ı…

***

Bodrum nereye kadar gider bu siyasetçi ve sığ siyaset üretme yöntemleriyle bilmiyorum. Son 10 yıl içerisinde şahit olduğum siyasetten tasfiye olanların listesi, buradan köye yol olur misali… Onlarla birlikte çalışanlarda işin cabası.

Seçme kriterleri yozlaşmış merkez siyasetle, kendini bilmeyen aday profilleri bir araya gelince değirmen oluyor parti binaları. Un ufak ediyor değerleri.

Bu tür siyasetin adı “Tasfiye Siyaseti” olsa gerek. Başı olmayan siyasetin, sonu da hüsran oluyor elbet…

Üretmedikleri siyaseti; anlatan, savunan, eleştiren, saldıran siyasetçi istemiyor Bodrum. Onun adamı, bunun ekibi, şunun arka bahçesiyle işi yok Bodrum’un. Bodrum’a dair düşünceleriyle projeleriyle var olan siyasetçi profiline hasret Bodrum….

Bodrum’u yöneten ve yönetmeye talip olan siyasi erk temsilcileri, tarihin tekerrür yapraklarında yer almamak için statükocu ve rant üreten yöntemlerden vazgeçin.

Varlık sebebiniz toplumsal fayda yaratacak projeleriniz, ilkeli siyaset ve demokrasi olsun… 

Okumaya devam et

Son Haberler