Emin Varol yazdı…”RUHLARI OKŞAMAK”

Bodrum Kent TV ekranlarında yayınlanan ‘SPORTRE’ programından binlerce izleyene canlı yayında söylediğim için rahatlıkla yazabiliyorum.

haber ustu

“Bodrum’u bir marka yapan, ulusal ve uluslararası arenaya taşıyan THE BODRUM CUP FESTİVALİ’Nİ 30 yıldan bu yana gerçekleştiren Erman Aras ve ekibi, ÜSTÜN HİZMET MADALYASI ile onurlandırmalıdır.”

Sayın, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, size de yine Bodrum Kent TV’nin, SPORTRE programından seslenmiştim. Şimdi yazılı olarak bir kez daha çağrıda bulunuyorum.

Lütfen, 30 yıl önce sadece 50 fransızla yola çıkan ve bütün tabuları yıkarak The Bodrum Cup Yelken Yarışlarını bugüne taşıyan bu ekibi ödüllendirerek, bakanlığınızda yeni bir GELENEĞİ başlatın.

Ünlü Fransız Devlet Adamı Napolyon başarılı iş insanlarına Légion d’Honneur (Onur Nişanı) vermeye 1802’de başlamış. Verirken de, “insanlar, ruhlarını okşayan şeylerle yönetilirler” demiş.

“Zararın neresinden dönersek kardır” sözünden yola çıkarak, unutun Napolyon’u ve aradan geçen yüzyılları… Başlayın, “insanların ruhlarını” okşamaya. Başlayın bir yerinden, başarılı iş insanlarını, turizme hizmeti geçen bu insanları ödüllendirmeye.

Bakanlık gelir, geçer Sayın Bakanım. Önemli olan, bu bakanlıkta hoş bir sada bırakmanızdır.

Bu kardeşiniz, siyasetin başkenti Ankara’daki 40 yıllık gazeteciliği sürecinde çok Turizm Bakanı gördü. Sizin gibi Turizm kökenli, özel sektörden gelen birinin siyaseten bir beklentisi olmadığı için daha rahat hareket edebildiğine inanıyorum.

Öyleyse, Bakanlık olarak Bodrum’dan ve Erman Aras ve ekibinden başlayın “Şeref Nişanı” vermeye.

Yıllar önce eşim Serpil Varol’un Paris Turizm Müşaviri olduğu dönemde,  rahmetli iş insanı Sakıp Sabancı’ya verilen Légion d’Honneur ödül töreninde Elysées Sarayı’ndaydım.

Görmeliydiniz o insanın mutluluğunu Sayın Bakanım.

Fransızların Onur Nişanı töreninden sonra aynı gün akşam,  Türk Büyükelçisi, Sabancı Fransızlardan ödül aldı diye “Nişan kokteyli” vermişti. Yani, bir Türk işadamına Fransızların verdiği nişanı, Türk Büyükelçiliğinde kadeh kaldırarak kutlamak bize kalmıştı. Fransızlar insanların ruhunu okşuyor, kutlaması ise bize kalıyor.

İlginç değil mi sayın bakanım? Gelin bu insanları Türkiye’de de ödüllendirelim, ruhlarını okşayalım, ödülü de kutlayalım.

Aslında Türkiye’de de “Devlet Nişanı” diye bir gelenek var. Hatırladığım kadarıyla, bu gelenek, bugünkü gibi dışarıdan atanan Bakanların (Milletvekili olmayan)  görev aldığı 12 Eylül 1980 döneminde yürürlüğe girmişti. Ancak, çok da sağlıklı uygulanmadı. Örneğin 2001-2006 arasında devlet nişanı verecek kimseyi bulamamışız. Verilenler de ya yabancı devlet adamlarına ya da siyasi kimlikli insanlara gitmiş. Bazıları da siyasi nedenlerle bu nişanı almayı reddetmişler.

Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen “Üstün Hizmet Madalyası” uygulaması da var. Ve bu madalyanın yönetmenliğinde aynen şöyle yazar:

” Yurt içinde veya dışında herhangi bir alanda feragat, fedakarlık ve gayreti ile yaptığı çalışmalarda ülke ve dünya çapında emsallerine nazaran üstün başarı göstererek Devletin yücelmesine ve milli menfaatlere önemli ölçüde katkısı olan Türk vatandaşlarına verilmesi öngörülmektedir”

Dışişleri’nin tekelinde olan bu madalya da hep yabancı veya yerli diplomatlara verilmiş.

Sayın Bakan, siz de turizm sektörüne hizmet edenleri “Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirin. Çünkü, bu tanıma uyan çok sayıda insanımız var.

Örnek mi? Erman Aras ve ekibi..

“Feragat, fedakarlık ve gayretle 30 yıl boyunca üstün bir başarı gösterdiler. Milli menfaatlere de önemli ölçüde katkıları oldu”

Nasıl mı?

⦁ Bodrum’da yelken yapmak, yelken açmak tabuydu. Bu tekneler yelken yapamaz diyorlardı. Yelken yapmayı, yelken açmayı öğretti.

⦁ Bodrum’a inanmış insanlar olarak bir Ar-Ge Laboratuvarı oluşturdu.

⦁ Yatların yapım teknolojisi değişti.

⦁ Okul gemisi inşa edildi ve belediyeye hediye edildi.

⦁ Denizciler kahveden, meyhaneden çıkartıldı.

⦁ 30 yılda, yelkeni çok iyi bilen gençler eğitildi.

⦁ Sektörün gelişmesi, bölgenin ve Türkiye’nin tanıtılması sağlandı.

⦁ Sektörün kendini geliştirmesine öncülük edildi.

⦁ Bodrum, dünyada olması gereken yere taşındı.

⦁ Türkiye’nin koylarının güzelliği tanıtılarak Mavi yolculuklara değer kazandırıldı.

⦁ Gençler işin içine katılarak, yarışlar festivale yönlendirildi ve sosyal nitelik kazandı.

⦁ 30 yıl boyunca tekne kiralayarak yarışlara katılan yabancı misafirler ağırlandı.

Daha çok şey yazılabilir. Ancak, bu kadarı da madalya için yeterli değil mi sayın bakanım?Sizin dışınızda da, Muğla veya Bodrum Belediyesi’nde de bir geleneğin başlatılması gerektiğine inanıyorum. Bu bir teşekkür de olabilir, bir ödül de olabilir.

Yeter ki bu insanların ruhlarını okşayın.

Haber Altı Reklam