Bizimle iletişime geçin

BODRUM HABERLERİ

DOĞA KORUMA SİYASET ÜSTÜ BİR YAKLAŞIM GEREKTİRİR!

Yayınlanan

açık

ayhan ongun, DOĞA KORUMA SİYASET ÜSTÜ BİR YAKLAŞIM GEREKTİRİR! ayhan ongun yazdi
ayhan ongun, DOĞA KORUMA SİYASET ÜSTÜ BİR YAKLAŞIM GEREKTİRİR! yatu bodrum Corolla 728x150

Ağaçların ayakları yok kaçmaya…
Elleri yok dövüşmeye…
Dilleri yok sövmeye…
O halde…
Kaz dağlarımızı biz savunacağız biz…
Bu dağlarda durursa kalbim bir gün…
Düştüğüm yere gömün…
Yüreğim dağ çiçeklerindedir…

Mitolojik adıyla İda Dağı olarak bilinen Kaz Dağlarında gerçekleştirilen siyanürle altın arama faaliyetlerini protesto amaçlı yapılan “Su ve vicdan nöbeti” devam ediyor.

Binlerce çevrecinin destek için yola çıktığı, yüzbinlerce imza toplanarak engellenmeye çalışılan siyanürle altın arama çalışmaları kuşkusuz yalnızca Kaz dağlarında yapılmıyor.

Ancak dünyanın ikinci büyük oksijen cenneti konumunda olan bu bölgenin doğal dokusunu yok etmeye, bu bölgede yaşayan tüm canlıları tarifi mümkün olmayan risklerle, tehlikelerle karşı karşıya bırakmaya neden olacak bu üretim şekli, dünyanın her yerinde duyarlı insanların tepkisini çekiyor.

“Ağaçlar kesilmeden neredeydiniz?” ya da “Ağaçların kesildiği yer Kaz Dağları değil, Balaban tepesidir, 40 kilometre uzaktadır.” türünden mazeretler üretmeye çalışanlar olduğu gibi, “bu eylemler; dikkatimizi dağıtmak için yapılan bir algı operasyonudur” diyen sivil değişimciler de yok değil.

Tam da bu noktada doğaya bakışı açımızı, çevreye karşı duyarlılığımızı ve bu konulardaki mücadele yöntemlerimizi sorgulamamızda yarar var diye düşünüyorum.

Kim ne derse desin, doğaya zarar verecek her üretim, her davranışa karşı durmak en insani davranışlardan biridir. Toprağın altından çıkarılacak tonlarca altının kısa vadede sağlayacağı fayda, bunu gerçekleştirmek için kesilen ağaçların uzun vadede insanlığa sunduğu faydayla kıyaslanamaz.

Daha da önemlisi; daha kolay ve karlı diye siyanürle altın aranmasının canlılar üzerindeki zararı ve tehlikesi kesinlikle kabul edilemez.

Kaz Dağları eteklerinde altın arayan firmaya sağlandığı iddia edilen 860 milyonluk teşvik bir yana; kesilen ağaç sayısı üzerinden yapılmaya çalışılan spekülasyonlar, ( kesilen ağaç sayısı 195 bin değil, 13 bindir ve şimdiden onların yerine 14 bin fidan dikildi) türünden mazeret üretmeye yönelik manipülasyonlar, öyle sanıyorum sözüm ona “dikkatimizi dağıtmak için yapılan algı operasyonundan “ daha tehlikelidir.

Ve hatta kimi iktidar yandaşları; Kanadalı firmayı savunma telaşı içinde altın aramak için kurulacak siyanür havuzlarının kapalı tesislerde olacağını söyleme gafletine düşüyorlar.

Bu havuzda dikkatsizlik, bir doğal afet, deprem ya da siyanürlü suyun ağırlığıyla oluşacak en küçük bir sızıntının insanlara ve doğaya vereceği zararı düşünmek bile istemiyorum.

Benim ne ilgi ne de uzmanlık alanıma girer ama insan vicdanında oluşacak hasarları onaracak bir bilim dalı henüz keşfedilmedi.

Tüm bu yazılanlardan sonra, doğal olarak şu soru da akla gelebilir!

Dünyada yalnız bizim ülkemizde mi altın aranıyor? Ya da siyanür, teknolojinin kabul ettiği en pratik altın arama yöntemidir, Türkiye’nin kendi topraklarında var olan madenleri değerlendirmeme lüksü olabilir mi?

Soruları ve itirazları artırmak mümkündür.

Bu madene ilk ruhsat 2001 yılında veridi, o tarihte AK Parti iktidarda değildi, ruhsatı da CHP li belediyeler vermiştir. Firma taahhüdünü yerine getirerek sözleşme gereği kestiği ağaç sayısı kadar yeni ağaç dikmiştir. Yine aynı bölgede bir dolu madenin CHP li iş adamlarınca işletildiği de doğru olabilir.

Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi “doğayı korumanın siyasetle ilgisi yoktur.”

Ruhsatı kimin verdiği, madeni kimin işlettiğinin hiç önemi yok.

Önemli olan, kendi topraklarımızda bulunan yeraltı ve yerüstü zenginliklerin kimin yararına kullanıldığı ve bunları elde ederken uygulayacağımız yöntem ve önceliklerimiz.

Kaz Dağlarında bu yöntemle yapılacak altın araması sırasında kesilen ağaçlar için; yakılan ormanlardan yola çıkarak gerekçe üretmeye çalışmak doğaya yapılacak en büyük kötülüktür.

Ülkemizdeki madenlerden yararlanmak elbette ekonomimiz için zorunludur ve en doğal hakkımızdır. Ancak bu madenlerin kimler tarafından, nasıl ve hangi koşullarda çıkarıldığı ve yarattığı katma değer önemlidir.

Daha da önemlisi bir değer elde etmek için, hangi değerleri yitirdiğimizdir.

Aynı keza üretilen bu değerler kimler tarafından, hangi ortamda, hangi koşullarda paylaşılıyor?

Tüm siyasi önyargılardan bağımsız olarak şu gerçeğin altını çizmekte yarar var.

Tabiat Ana kendisine yapılan kötülüğü affetmez!

AYHAN ONGUN (Gazeteci-Yazar) 6 Ağustos 2019 / BODRUM

Okumaya devam et
Sponsorlu
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ASAYİŞ

HDP EYLEMİNE POLİS GÖZALTI YAPTI…

Yayınlanan

açık

Tarafından

hdp bodrum HDP EYLEMİNE POLİS GÖZALTI YAPTI… hdp bodrum gozalti 3
hdp bodrum HDP EYLEMİNE POLİS GÖZALTI YAPTI… yatu bodrum Corolla 728x150

Bodrum HDP İlçe Örgütü’nün Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine yapılan kayyum atamaları ile ilgili olarak Bodrum belediye Meydanında yapmak istediği açıklamaya polis müdahale etti. 

Müdahale sonucunda 15 kişi gözaltına alındı…

hdp bodrum HDP EYLEMİNE POLİS GÖZALTI YAPTI… hdp bodrum gozalti 1Müdahale sonucunda içlerinde HDP Bodrum İlçe Başkanı Fulya Erdoğan, Mehmet Polat ve CHP’li Talat Aydınlar’ın da bulunduğu 15 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar önce Bodrum Emniyet Müdürlüğüne ardından sağlık kontrolü için Bodrum Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

Bodrum Belediye meydanında HDP Bodrum ilçe Örgütü tarafından saat 19:00’da basın açıklaması yapılacağını bilgisine ulaşan Bodrum Emniyet Müdürlüğü, saat 18:00’den itibaren Bodrum Belediye Meydanında geniş güvenlik önlemleri aldı. Muğla Emniyet Müdürlüğünden gelen çevik kuvvet de Bodrum belediye meydanında yerini aldı. Öte yandan gün içerisinde Muğla Valiliği tarafından bir ay süre ile il ve ilçelerde basın açıklaması yapılmasının yasaklandığı bildirildi. Bodrum Belediye meydanında basın açıklaması yapmak isteyen HDP Bodrum ilçe Başkanlığının Muğla Valiliğinin bu tebligatını almayı kabul etmedikleri öğrenildi.

hdp bodrum HDP EYLEMİNE POLİS GÖZALTI YAPTI… hdp bodrum gozalti 219:00’da bir grup HDP’li tarafından Bodrum belediye meydanı girişinde “Kayyum Darbesine Hayır, Diyarbakır, Mardin, Van Yalnız Değilsiniz” yazılı pankart açıldı. Polis grup liderine, Muğla Valiliği tarafından bir ay süre ile meydanlarda basın açıklaması yapılmasının yasaklandığını sözlü olarak bildirdi. Ancak HDP’liler “Biat Etmeyeceğiz, Korkmuyoruz, Susmayacağız” şeklinde sloganlar atarak meydanda basın açıklaması yapmak için ısrar etti. Emniyet Kuvvetleri kısa bir süre bekledikten sonra göstericileri tek tek gözaltına almaya başladı. Bazı göstericiler polisin gözaltına almasına karşı direnirken, bazıları ise sessizce polis eşliğinde araçlara yöneldiler.

Polis telsizlerinden göstericilere sert müdahale edilmemesi ve özellikle etraftaki turistlerin zarar görmemesi için çok dikkat edilmesi yönünde talimatlar geldiği ve Bodrum Emniyet Müdürü’nün emri ile gözaltı işlemlerinin hemen ardından Çevik Kuvvet ve Resmi üniformalı polislerin meydanı boşaltması dikkat çekti.

Gözaltına alınanların emniyetteki işlemleri sürüyor.

Okumaya devam et

BODRUM HABERLERİ

ŞİKAYET YERİNE ÇÖZÜMDE BULUŞMA…

Yayınlanan

açık

Tarafından

can pulak ŞİKAYET YERİNE ÇÖZÜMDE BULUŞMA… can pulak
can pulak ŞİKAYET YERİNE ÇÖZÜMDE BULUŞMA… yatu bodrum Corolla 728x150

Bodrum’dan şikayetler hiç eksilmez.

Şikayetin, tenkidin bir maliyeti, ÖTV’si KDV’si filan yoktur. Öyle olunca, imkan ve imkansızlıklara da kulak asmadan veryansın ederiz. Bundan herkes nasibini alır. Yönetimi de, esnafı da, şöförü de, kaptanı da…

Kimse demez ki, 200 bin kişilik altyapısı çok eksik bir şehirde yazları iki milyon insan ağırlıyoruz. Kış yetmiyor ki, yaza yetişsin imkanlar. Buna rağmen helal olsun bizi yönetenlere, bunca insana huzur içinde tatil yaptırabilmek için canla başla çalışıyorlar. Kaymakamından tutun, Belediye Başkanına, hakiminden tutun savcısına, polisinden tutun jandarmasına, sahil güvenliğinden çöpçüsüne, bekçisine, hele hastanelerimizdeki doktor ve yardımcı sağlık personeline kadar herkes ter döküyor. Eğlence yerleri, restoranlar, gezi teknelerinin personel, kaptan ve mürettebatları, Aydem’ciler, Muski’ciler, aklınıza kim gelirse seferberler.

Bizim toplumun takdir duyguları nedense çalışmaz. Hep eleştiri, hep tenkittir işimiz. En ufak bir açığı yakaladık mı, duman ederiz karşımızdakini. (Vergimizi veriyoruz ya, çalışsınlar kardeşim)diye bakarız hizmetlere. Sağolsunlar, Allah razı olsun diyenimiz pek yoktur. Bütçe yetmiyor, kadro yok, personel sıkıntısı had safhadaymış umurunda mı milletin? Nereden bulurlarsa bulsunlar, ne yaparlarsa yapsınlar, yeter ki işler aksamasın. Doğru da, bu imkanlarla daha doğrusu bu imkansızlıklarla daha iyisini yapmak mümkün değil. Bunu hepimiz bilmeli ve kabul etmeliyiz.

Bu sözlerimden her şeyin tıkırında gittiği anlamı çıkarılmasın. Elbetteki çok sıkıntımız, çok noksanımız, çok eksiğimiz var. Değerlendirmelerimizi bunları da dikkate alarak yaparsak, haksızlık ve vicdansızlık çıtamızı yükseltmemiş oluruz. Suçun yerel yönetimlerde değil, merkez yönetimde yani Ankara’da olduğunu kabul etmeliyiz. Bodrum’a 200 bin kişilik bir bütçeyi yeterli görür, altyapılara gerekli ödenekleri yollamazlar, (sen kendi yağınla kavrul) derlerse, olacağı budur işte. Ne suyu yeter Bodrum’un, ne yolu, ne de temizlik hizmetleri. Buna rağmen helal olsun, Bodrum iyi yönetiliyor. Sadece Bodrum mu, Muğla’nın merkez dahil geneli de bu dar bütçelerle iyi yönetiliyor.

Bodrum’un sıkıntılarını, sorunlarını, problemlerini hepimiz biliyoruz. Toplu şikayet yerine, sesimizi topluca Ankara’ya duyursak, yeterli ödenek istesek, veremiyorlarsa turizmden hazineye kazandırdığımızın onda birini bize ayırmalarını teklif etsek, daha iyi olmaz mı? Böyle bir talepte tüm siyasi görüş sahip ve temsilcilerinin bir araya gelmesi ve demokratik haklarını akıllıca kullanma yolunu seçmesi, daha faydalı olmaz mı sizce? Örneğin tüm Muğla milletvekilleri, yerel yöneticilerimiz, sivil toplum temsilcilerimiz birleşse ve yardım istese Ankara’dan, sonuç alamazlar mı dersiniz? Ankara’yı ve bürokrasiyi iyi bilen ve tanıyan biri olarak söylüyorum, kısa zamanda çok iyi sonuçlar alabiliriz.

Şimdi geliyorum, (elimizdeki imkanlarla bazı işleri çözemez miyiz) konusuna. Çözeriz, yeter ki çözmeye karar verelim. Örneğin trafiği rahatlatabiliriz, TIR’ları ve kamyonları şehre gece yarısı sokabiliriz. Deniz ulaşımı yolunu açabiliriz. Şehrin girişine büyük bir otopark yapabiliriz. Düzenli minibüslerle her yere gidebiliriz ki, gidebiliyoruz artık. Şehirdeki insafsız otopark ücretlerini indirebilir, kontrol edebilir, trafiği aksatan yerlerdekilerin ruhsatlarını iptal edebiliriz. Çöpleri saatinde bırakmayanlara ceza yazabilir, dükkanının önünü temiz tutmayanları önce ikaz edebilir, sonra gerekeni yapabiliriz.

Gelen yabancı turistin, Bodrum’u görmeden seyahat acentaları tarafından kapışılmasını önleyemez miyiz yani? Acentalar imkan bulsalar, otobüslerini vapura sokacaklar. Böyle şey olur mu? Yıllardır yazıyorum, bir-iki mini tren yaptırın, city-bus’ları devreye sokun, gelenler şehri bir görsünler, tanısınlar, esnaftan alışveriş yapsınlar. Bu zor bir iş mi? Karşımızdaki İstanköy (KOS)adasın baksınlar. Mini trenlerle 5-10 euroya gezdiriyorlar şehri. Biz ne yapıyoruz, uçaktan çıkanı otele tıkıyoruz, vapurdan çıkanı acentalar marifetiyle AVM’lere götürüyoruz. Böyle turizm olur mu, Bodrum’u görmeden, tanımadan yolluyoruz turistleri. Buna akıllıca bir çare bulmalıyız.

Hazır esnaftan bahsetmişken, onların da daha kaliteli ve yerel mallar satmalarını, çakma mallara dükkanlarında yer vermemelerini, vitrinlerini daha canlı ve renkli tutmalarını şart koşmalıyız. Restoranların hepsi aynı şeyi satıyorlar, mezeler aynı, yemekler aynı… Oysa millet, yerli-yabancı turistler yerel yemekleri tatmak, Türk mutfağını görmek istiyorlar. Örneğin Kısmet, Karadeniz, Eskiköy, İki Lokma ve Begonvil gibi restoranları çoğaltmalıyız.

Bodrum’un pazarları muhteşem. Yabancı turistler yerlerini bile bilmiyorlar. Bir gidebilseler, o bolluğu, o çeşitleri, o renk cümbüşünü bir görebilseler, ne kadar iyi olur. Pazarlarımız harika ama otoparkları bir rezalet. Bunları düzeltmek için de Ankara’dan yardım almamız gerekmiyor herhalde. Hangi pazarın otoparkına giderseniz gidin, bir kargaşa, bir kavga, bir itiş kakış görürsünüz. Buralara belediye birkaç görevli koysa, iş hallolacak. Bodrum merkez pazarının otoparkı, pazarcıların da araçlarını oraya park etmeleri yüzünden yetmiyor. Yalıkavak Pazarı da öyle, Ortakent  pazarı daha da rezalet… Buna bir çare bulamazlar mı, daha medeni pazaryerleri oluşturamazlar mı?

Biliyor musunuz, Avrupa’nın en modern pazaryerini Konacık Belediyesi yapmıştı. Altında koskoca bir otopark, yürüyen merdivenlerle çıkıyordunuz pazara.Bu muhteşem pazarı mahvettiler. Küçük bir bölümünü Heredot Kültür Merkezi yaptılar, geri kalan kısım yıllardır öylece bomboş duruyor. Ahh bu siyaset, neleri mahvetmedi ki..?

Neyse, mevcut imkanlarla neler yapabiliriz, buna daha fazla kafa yormak lazım. Bunu anlatmaya çalıştım…

 

Okumaya devam et

ASAYİŞ

HAVUZ DA KORKULU ANLAR…

Yayınlanan

açık

Tarafından

rusya HAVUZ DA KORKULU ANLAR… havuz bagulma1
rusya HAVUZ DA KORKULU ANLAR… yatu bodrum Corolla 728x150

Rusya’dan Bodrum’a tatile gelen bir Rus ailenin 12 yaşındaki kızları kaldığı otelin havuzunda ölümden döndü. Komaya giren ve yoğun bakımdaki tedavisi devam eden çocuğun hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

Rus Zvezda televizyonunun aktardığına göre St. Petersburg’dan ailesiyle Türkiye’ye tatil için gelen 12 yaşındaki bir kız çocuğu, Bodrum’da kaldığı otelin havuzunda yüzerken pompa borusunun içine çektiği kolunu kurtaramadı. Son anda birkaç kişinin müdahalesiyle boğulmak üzereyken sudan çıkarılarak Denizli’de bir hastaneye kaldırılan kız, yoğun bakıma alındı. Yoğun bakıma alınan ve komada olduğu belirtilen kızın durumu ciddiyetini koruyor.

Önceki gün meydana gelen olaya ilk önce müdahale eden kızın babası oldu. Fakat tek başına kızın kolunu borunun içinden çekemeyince otel personelinden yardıma koşan birkaç kişi boruyu kırarak küçük kızı boğulmak üzereyken havuzdan çıkarmayı başardı. Habere göre derhal Denizli’deki bir hastaneye kaldırılan kızın durumu ciddiyetini koruyor.

Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu, oteldeki kaza ile ilgili bilgiyi doğruladı. Açıklamada, “Hastane yönetiminin verdiği bilgiye göre doktorların gözetiminde bulunan çocuğun durumu kritik” denildi.

Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’nin resmi sitesinde yayınlanan açıklamada, Antalya Başkonsolosluğu’nun durumu yakından takip ettiği, hastane yetkilileri, sigorta şirketi ve turizm şirketi ile temas halinde olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca tedavi masraflarının sigorta şirketi tarafından imzalanan anlaşmadaki limitler kapsamında karşılanacağı, turizm şirketininse çeviri hizmeti sağladığı kaydedildi.

Kent yönetiminden ve emniyetten kaza ve soruşturulması ile ilgili resmi bilgi istendiği belirtilen açıklamada, durumun sürekli olarak Rusya’nın Antalya Başkonsolosluğu’nun ve Rusya Büyükelçiliği’nin kontrolünde olduğu vurgulandı.

ZAHAROVA’DAN TÜRK YETKİLİLERE ÇAĞRI

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Facebook’taki sayfasından yaptığı paylaşımda yarın bir konsolosluk yetkilisinin ve sigorta şirketi temsilcilerinin doktorlarla görüşmek ve Rusya’daki sağlık uzmanlarıyla kızın olası tahliyesi konusunda video konferans düzenlemek için Denizli’ye gideceğini belirtti.

Rusya Sağlık Bakanlığı’nın da konuyla ilgili devrede olduğunu belirten Zaharova, başta Türkiye Dışişleri Bakanlığı olmak üzere Türk yetkililere tatili böylesine trajik şekilde sonlanan kız için ellerinden gelen desteği vermeleri çağrısında bulundu.

Okumaya devam et

En Çok Okunanlar