Site rengi

Tasarım

20. YILINDA BÜYÜK MARMARA DEPREMİNİ UNUTMADIK…

17.08.2019
A+
A-
20. YILINDA BÜYÜK MARMARA DEPREMİNİ UNUTMADIK…

20 yıl önce 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03:02’de Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğünde gerçekleşen ve 45 saniye süren Gölcük depremi hakkında TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Bodrum Temsilcisi Taner Uslu bir açıklama yaptı.

Milyonlarca insanın yaşadığı Kocaeli, Sakarya, Düzce, Yalova, Bolu, Bursa, İstanbul, Sakarya ve Zonguldak illerinin etkilendiği depremle ilgili 2010 yılında yayınlanan Meclis Araştırması Raporunda; 18.373 vatandaşın öldüğü, 48.901 vatandaşın yaralandığı, 505 vatandaşın da sakat kaldığı, 96.976 konut ve 15.939 iş yerinin kullanılmaz hale geldiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli Büyük Marmara Depremi’nde ve  sonradan meydana gelen,  Richter ölçeğine göre ; 12 Kasım 1999 tarihinde 7.2 büyüklüğünde Düzce Depremi, 3 Şubat 2002 tarihinde 6.4 büyüklüğünde Afyon Çay-Sultandağ Depremi, 27 Ocak 2003 tarihinde 6.2 büyüklüğünde Tunceli-Pülümür Depremi, 01 Mayıs 2003 tarihinde 6.4 büyüklüğünde Bingöl Depremi, 08 Mart 2010 tarihinde 6.1 büyüklüğünde Elazığ Karakoçan-Başyurt Depremi, 23 Ekim 2011 tarihinde 7.2 büyüklüğünde Van Depremi ve 21 Temmuz 2017 tarihinde 6.5 büyüklüğünde Bodrum Depremlerinde  yaşananlar, depremlere hazırlıksız olduğumuzu göstermiştir.

Ülkemizdeki deprem gerçeği, deprem meydan geldiğinde hatırlanmaktadır. Gerekli dersler çıkartılmadığından, her büyük depremden sonra büyük acılar yaşanmakta can ve mal kayıpları olmaktadır. Aktif bir deprem kuşağında bulunan ülkemizde, deprem ve afetlerin geçmişte olduğu gibi gelecekte de olacağının bilimsel bir gerçek olduğu  göz ardı edilmeden, telafi edilemez can ve mal kayıplarının yaşanmaması için deprem ve afetlere karşı ciddi ve gerçekçi önlemler alınmalıdır.

“İmar Barışı” adıyla yasalaşan yeni “İmar Affı” ile, yapının depreme dayanıklılığı malikin sorumluluğuna bırakılarak, riskli yapıların mevcudiyeti devam ettirilmiş ve denetimsiz ve kaçak yapılar yasal hale getirilmiştir. Bu durum, olası depremler ve doğal afetlere karşı  gerçekçi önlemlerin alınmadığını göstermektedir.

Odaların yaptığı kamusal denetim dere dışı bırakılmıştır. Yapı ruhsatlarına esas zemin ve temel etüt raporlarının kontrolü ve gerekli durumlarda yerinde kontrolü/takibi belediyelerde çalışan Jeofizik Mühendisleri tarafından yapılmaktadır. Ancak belediyelerde yeterli miktarda Jeofizik Mühendisi bulunmadığından, raporların doğru ve tam denetimi yapılamamaktadır. “Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği” ile tanımlanan zemin ve temel etütlerindeki jeofizik mühendisliği hizmetlerinin denetimli, kontrollü ve yüksek kalitede yürütülmesi ve  insanların en doğal hakkı olan deprem güvenli binalarda yaşam hakkı için, her belediyede en az bir jeofizik Mühendisi istihdam edilmesi kamu yararınadır.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak 17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi`nin 20. yılında deprem zararlarını en aza indirmek için yapılması gerekenlerle ilgili sürekli söylemiş olduğumuz ve önemli gördüğümüz konuları tekrarlamayı gerekli görüyoruz.

  • Zemin etütleri ve yapılaşmada, yasalar ve yönetmelikler tüm meslek disiplinlerinin çalışmalarını kapsayacak şekilde düzenlenmeli ve titizlikle uygulanmalı, Meslek Odalarının ve kamunun, denetimlerini eksiksiz yerine getirilmeli ve mühendislik hizmeti almayan hiçbir uygulamaya ruhsat verilmemelidir.
  • Kamu yararı ve ülke çıkarları doğrultusunda, deprem bilincinin toplumun bütün kesimleri arasında yayılması için sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasında dinamik bir ilişki kurularak, etkin bir bilgilendirme programı uygulanmalıdır.
  • Depreme dayanıklı, mimarlık ve mühendislik kriterlerine uygun bina inşa edilmelidir.
  • Mevcut yapı stokunun, depreme karşı dayanıklılık kontrolü yapılmalı, zayıf olan binalar güçlendirilmeli veya yıkılıp sağlam binalar yapılmalıdır.
  • Ülke genelinde kentsel dönüşüm ele alınmalı, dönüşüm deprem odaklı olmalı rant paylaşımlı olmamalıdır.
  • Deprem sonrası için afet toplanma alanları belirlenmeli ve ulaşım güzergahları düzenlenmelidir. Deprem toplanma alanları hiçbir şekilde yapılaşmaya açılmamalıdır.
  • Riskli alanlar imara açılmamalı, yer seçimi bilimsel normlara göre yapılmalıdır.
  • Riskli binaların tespitinde, yapıyı tahrip etmeden inceleyen Jeofizik Mühendisliği çalışmalarından mutlaka yararlanılmalıdır.

Bir doğa olayı olan depremlerin önlenemeyeceğini ancak alınacak bilimsel önlemler ve bilinçli eğitim ile her türlü zararın en aza indirilebileceğini unutmamalıyız.

Yaşadığımız depremlerde yaşamını yitiren vatandaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

Deprem öldürmez; denetimsizlik, akıl, bilim ve teknik dışı uygulamalar öldürür.

Saygılarımızla,

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Bodrum Temsilcisi

Taner Uslu

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.