Titreşimli mandalin…

09.02.2020
A+
A-
Titreşimli mandalin…

Bir sancı gözlemliyor musunuz siz de Bodrum’da?

Var; bir sancı, bir sızı.. Belki varoluş, belki tutunuş! Ama bir şeyler var..

Beton sorgulanıyor. İmar tartışılıyor. Turizme dayalı yatırımların, doğal yaşamdan koparıp aldıkları tartışılıyor.

Turizm bu kadar baskın bir yatırım modeline dönüşmese, dönüştürülmeseydi, nasıl bir Bodrum fotoğrafı görüyor olurduk şimdi kim bilir?

Alternatif bir ekonomik varyasyon oluşturmaktan daha çok, Bodrum’u betona teslim etmemek adına olduğuna inandığım bazı oluşumlar beliriyor kentin fonunda bazen..

Tarım Çalıştayı örnek verilebilir buna. Tarım denilince de akla ilk gelen madde; “mandalin”

Hani bir mesel vardır “Şu gördüğün yerler önceden dutluktu!” diye. Bodrum’da bu sözü, mandaline göre uyarlamak gerek. Zira, geçmiş elli- altmış yıllık dönemde kentin ekonomisine hatırı sayılır bir damga vurmuş.

Sonrasında turizm ve turizm yatırımları ile tanışan ülke ve ülkeyle birlikte Bodrum, deyim yerindeyse tam bir “dönüşüm” yaşamış. Dönüşüm, kentin ekonomik, sosyo-kültürel, demografik, doğal yaşam, mimari yapılanmasını kökten ve geri dönüştürülemeyecek şekilde her alanda kendini gösterir olmuş.

Tarım çalıştayında ismi en çok zikredilen olgu “mandalin” olduğundan, Bodrum’un yeşilinin sembolü addedildiğinden dolayı mandalinden yola çıkıyorum.

Oysa çok uzak geçmişi yok kentin yaşam hafızasında. Beni daha çok etkileyen, mitolojik çağlarda tıbbın temelini oluşturan doğal bitki florası.

Malumunuz, tıbbi bitki rezervi açısından endemik türler başta olmak üzere zengin florasından pek bahsedilmiyor. Bilinmediğini sanmadığım gidişattan bahsedelim biraz.

Turizm başlığında öne çıkan ekonomik faktör, sermayenin yaşadığımız yere bakışının tek başlıkta ele alınmasına yol açmış. Bütüncül olmayan, kendini dışa ve halka kapalı şekilde inşa edip izole halde vücut bulan sektör, kadük şekilde hayatımızda yerini almış.

Oysa bir “dünya mirası” sayılmadığına hayıflanmamız gereken coğrafi mirası korumak için bütüncül habitat planlarını daha da çok geç olmadan kentin yaşam hafızasına almak gerekiyor.

Turizm’in tüm ezici propagandası karşısında uzun süre sessiz kalan tarım sektörü ve bu sektörün öne çıkan argümanı “mandalin” şu an sessizden titreşime alındı diyorum ben.

Sesini duyulur hale getirmek için yapılan çalışmalar, altı doldurulur hale ne zaman gelir bilmiyorum. Şöyle düşünün; aynı lokasyonda iki arazi parçası, biri turizme diğeri tarıma tahsis ediliyor. İkisinin maddi getirisinin arasında ki uçurumu herkes görebilir.

Bu tahsisten doğan getirinin arasındaki makasın daraltılması nasıl sağlanacak, merak ediliyor mandalin üreticileri tarafından.

Geçen günlerde Bodrum Ziraat Odası Başkanı Mehmet Melengeç ile yaptığımız sohbette, sektörün içinde bulunduğu durum hakkında sohbet ettik. Her şeyden önce, önceden Milas’a bağlı olan Bodrum Ziraat’ını deyim yerindeyse “koparıp almak” ve Bodrum Ziraat Odası gibi bir oluşumu kazandırmak azımsanacak şey değil.

Ama Turgutreis’te ağacın dalında kalan ürünler, Bodrum Mandalin Gazozu fabrikasının Bodrum’da değil de Denizli’de oluşu, narenciye üreticisinin kasalayıp toptan satışa sunduğu ürünün, içinde bulunduğu plastik kasanın depozitinden az değere sahip oluşu önemsenecek bir eksiklik.

Zira bundan yıllar evvel Turgutreis’te “MİNDOS” gazoz fabrikası mevcutmuş. O günlere ait bir fotoğrafını buldum. Bodrum Belediyesi İyi Parti Meclis Üyesi İsmail Uslu vasıtası ile. Kendisi de mandalin üreticisi olan Uslu, ürettiği mandalini, yaptığı masraf tutarında satabildiğini dile getirdi.

Bodrum “mavi-yeşil” kalacaksa, kalması isteniyorsa içi doldurulmuş projelerle kamuoyu oluşturulmalı.

Başkan Aras; inşaat sektörünün baskılarına ne kadar dayanabilir bilmem ama, komuoyunun ayakları yere basan projeleri sonuna kadar sahiplenip savunacağını umuyorum.

Uzun süredir sesi duyulmayan mandalin şu an titreşimde.

Nihai olarak sesini ulusal kamuoyuna duyuracak, altı dolu, gerçekçi projeleri bekliyor.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Müzeyyen Engin dedi ki:

    Sayın Ali Peltek yazınızı çok beğendim. Fakat yazmakta siz de geç kalmadınız mı? Turgutreis aslında mavisini-yeşilini kaybetti. Ben 30 yıl öncesini biliyorum. Ancak ve tabii bu günleri de arayacağız. Teşekkürler size…