Site rengi

Tasarım

‘Gündem 21’den Kent Konseyine…

29.02.2020
A+
A-
‘Gündem 21’den Kent Konseyine…

Bodrum’un sorunları ve çözüm önerilerine tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak yaklaşan kimliklerin çalıştığı önemli bir oluşumun nasıl hizmet ürettiğini sizlere taşımak istedim bugün. Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz’la yaptığım röportajda, sorduğum sorular ve aldığım cevaplar, bu önemli organizasyona katkı sağlamanıza hizmet edeceği umudundayım. 

Röportaj / Foto: Ali Peltek 

– Bodrum Kent Konseyi’nin üçüncü başkanısınız. Bize, Bodrum Kent Konseyinin tarihçesinden, katılımcı demokrasi adına kentin yaşam dokusuna katkısından kısaca bahsedebilir misiniz? –

Şu an ki Kent Konseyleri yönetmeliği, 2009 yılı değişiklikleri ile uygulanan yönetmelik. Yani, başkanların üç kademeli seçimleri ile, yürütmeden ayrı seçildiği bir seçim şekli. Ondan evvel kurulan Kent Konseylerinde, Belediye 1. Başkan Vekilleri, otomatik olarak Kent Konseyi Başkanı oluyordu. Dolayısıyla , bizim yenilenen yönetmelikle beraber hepinizin bildiği üç tane başkan var; Hamdi Topçuoğlu ve Mustafa Demiröz geçtiğimiz yılın Mayıs ayı sonu ile birlikte benim başkanlık dönemim.

– Son yerel seçimlerle birlikte, Bodrum Kent Konseyi cazibe merkezi haline geldi. Bodrum Belediye Başkan adayları defalarca ziyarette bulunmuştu konseyi. Bunu neye bağlıyorsunuz? 

Bölgemizde sivil toplum hareketlendi. Özellikle Ege Bölgesinde, ekonominin büyük alanda kıyılara yüklendiği ve şekillendiği yerde, sıkıntılar kaçınılmaz oluyor. Uluslararası sermaye, ulusal sermaye, yerel sermaye bir karın peşinde. Dolayısıyla, burada yaşayan halk, çeşitli olumsuzluklarla karşılaşıyor. Burada dertlerini en güzel anlatıp, çözüm yolu arayacakları yer, sivil toplum kuruluşları. STK’ların hepsinin bir arada olduğu, belediyelere önerge sunma imkanı bulunduğundan, Kent Konseyleri biraz daha popüler olmaya başladı, diyebiliriz.

– Peki, Kent Konseylerinin almış olduğu kararlar, bu kararlar uyarınca sunmuş olduğu önergeler işlev kazanıyor diyebilir miyiz?

Yok! Onu çok net söyleyemeyiz. Niye, diyeceksin! Kent Konseylerinin kurulması, daha doğrusu ‘Gündem 21’in Kent Konseyine dönüşmesi 2000’li yıllarda başladı. O yıllardan itibaren Türkiye, başarılı olmuş ülkelerden bir tanesidir. Rio Konferansında çevre konuları, daha doğrusu “Sürdürülebilirlik” kavramı ön plana çıktı. Bunun üzerine “Gündem 21” dediğimiz, 21. Yüzyılın gündemi, bugünün gereksinimlerini karşılarken, gelecek nesillerin kaynaklarını yok etmeden kalkınabilmek olduğunun deklare edilmiş hali denilebilir.

– Geçen bunca zaman boyunca, Kent Konseylerinin sistematiği oluşup, olgunlaştı mı?

Kent Konseyi Yönetmeliği çıktı ama, alelacele kurdurma amaçlı bir yönetmelik bu. Yönetmelik çıktıktan sonra ilgili bakanlığın, “uygulama yönergesi” de çıkarması lazımdı. O tarihte ilgili bakanlık İçişleri Bakanlığı idi. Geçtiğimiz yılın Mayıs’ından itibaren, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçti yönetmeliğin ilgili makamı. Ancak, Uygulama Tebliği halen bir standarta sahip değil. Başka bir madde de söyleyeyim; “Madde 8” de , genel kurulu oluşturan kurumlar sayılıyor. STK’lara geldiği zaman, “İlgili STK’lar” diye geçen bir madde var. Şimdi, kanunun ruhuna baktığımız zaman, yönetmelikte ilgili STK’lar, tüm STK’lardır. Kent Konseyinin mantalitesi, tüm toplumu ilgilendiriyor. Sesi duyulmayan kesimi de ilgilendiriyor dolayısıyla. Yoksa her yerde çoğunluğun egemenliği var. Ama sesi çıkmayanın sesi olmak da, Kent Konseyi’ne düşüyor. “İlgili STK’lar” denilince, bu işi kavramış belediye başkanı, tüm STK’ları anlıyor. Başka bir belediye başkanının işine gelmiyor, “bunun ne işi var burada” diyerek, bazı STK’ları oluşumun dışında tutabiliyor.

– Bir yıla yaklaşan başkanlık sürecinde kamuoyunun, STK’ların, Kent Konseyi’nin varlığı ve amacını içselleştirdiğine inanıyor musunuz?

Önce, Kent Konseylerinin varlığını, Kent Konseyi’ne seçilenlerin içselleştirmesi lazım. Hem talip olurken, hem de o görevi aldıktan sonra önündeki yasayı, yönetmeliği, başlangıç ruhunu iyi incelemesi lazım. Öyle şeyler oluyor ki; kimi, Kent Konseyi’ne seçilince belediye meclisine seçilmiş gibi görüyor kendini. Kimi de, ileride girişeceği siyasal hedeflerde bir basamak olarak görüyor konseyi. Bunları, Bodrum özelinde söylemiyorum, genelleme yapıyorum. Bu saydığım şekilde ele aldığınız zaman, Kent Konseyi’nin yapması gerektiği gibi değil, sizin nasıl algıladığınız ön plana çıkıyor.

– Mevcut başkanlık döneminizde, kamuoyuna mal olmuş, çözüme ulaştırılmış projelerinizden bahsedelim isterseniz.

Kongrelerimizi yeni yaptık. Burada çıkan çıktılarımız var, gruplarımızdan gelen. “Çağdaş Tiyatro Grubumuzdan” gelen var, “Hayvan Hakları Grubumuzdan” gelen var. Tabi biz bunları önce belediyeye yazıyoruz. Sıralamaya giriyor. Halen meclise sunulmadı. Yakın günlerde sunulacağını umuyoruz. Oradan planlanıp çıktığı zaman, bizim önerilerimiz hayata geçmiş olacak. Şöyle bakmak lazım bu olaya; Belediye açısından da, bizim açımızdan da gruplarımızla ne kadar olumlu öneriler getirebiliyoruz, bunun ne kadarı kabul ediliyor, ne kadarı hayata geçiriliyor. Bu; hem bizim Kent Konseyimizin, hem de belediyemizin karnesini oluşturacak aslına bakarsanız.

– Seçildiğiniz dönemde ne gibi değişiklikler yaptınız?

Geçtiğimiz dönemlerde, çalışma gruplarından ziyade, meclisler oluşturulmaya çalışılmış. Örnek; Spor Meclisi. Bu meclis oluşturulurken, çok emek sarf edildiğini biliyorum. Spor Meclisi var, Kültür Sanat Meclisi var, iki tane mahalle meclisi var. Çalışma Grupları adı altında da birimler oluşturulmuş ama, bizim yönetmelikte geçen çalışma grupları değil. Meclislerin altında çalışma grupları bunlar. Ama bunların, yönetmelikte tarif edilen çalışma grupları ile alakası yok. Bir derneğe bağlı olmadan, yaşadığı yere duyarlı, dikkat çekmek istediği konusu olan, biri uzman olmak kaydıyla, beş kişi bir araya gelip, çalışma grubu oluşturabilir. Dolayısıyla bunlar, genel kurulda seçme- seçilme hakkına sahip oluşumlar haline geliyor.

– Başkanlık döneminizde bu mantığı, ele alış biçimi açısından hayata geçirdiniz mi? Çoğulcu katılım adına bir durum söz konusu mu?

Aşağı yukarı otuzun üzerinde çalışma grubumuz var şu an. Yani biraz daha üzerine gittiğimiz zaman, Türkiye’de rekor sayıda çalışma grubu olan bir Kent Konseyi olacağımızı söyleyebilirim. Geçmiş dönemlerle mukayese ettiğimiz zaman, çalışma gruplarının arttığını söyleyebilirim. Bu neyi sağladı diyecek olursanız; çalışma gruplarının kitlesini de konseye taşıdık, diyebilirim.

– Son olarak, bir teveccühten bahsedebilir miyiz, yerel ve merkezi yönetimin, sizin önerdiğiniz hususları ele alış açısından?

Tabi kısa bir süre geçti ama belediye ile iç içe çalışmalarımız var. Ortaya bir problem, bir konu konduğunda, gerekli katkıyı her zaman veriyorlar. Kaymakamlıkla çalışmalarımız gayet iyi. Onlar da bu konuda duyarsız değil. Tek sıkıntımız, her iki birimin de , 170- 175 bin nüfuslu bir yere göre kurulmuş teşkilatlanmaları var. Ona göre personelleri var. İşleri çok ağır. Herhangi bir aynı nüfustaki Anadolu kasabasından çok daha ağır. Biz, konsey olarak tespit edip, ilgili makamlara sunduğumuz sorun ve önerilerimize vakit ayrılıp, söz konusu kurumlarca ele alındığı takdirde, toplumsal olarak ileri gideceğimizi düşünüyoruz.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.